|
|
| Cumhuriyet döneminde tiyatroda Batı modelini benimseyen Türkiye, gerek tiyatronun kurumsallaşması, gerekse oyun yazarlığının gelişmesi bakımından önemli gelişmeler gösterdi. Tiyatroyu Türkiye'de çağdaş bir sanat alanına dönüştürme yolunda
ilk büyük katkı ünlü tiyatro ve sinema adamı Muhsin Ertuğrul'dan
geldi. 1927'de, Darülbedayi'nin başına geçen Ertuğrul, yerli yazarları
yüreklendirmesiyle, izleyiciye sunduğu çağdaş çeviri oyunlarla,
sahneleme, oyunculuk ve dekor kullanımında güncel anlayışı yerleştirmesiyle,
yetişmelerine katkıda bulunduğu kadın ve erkek oyuncularla bugünkü
Türk tiyatrosunun temellerini attı. 1950'den sonra tiyatro kuramlarının gelişmesi bakımından önemli
atılımlar gerçekleştirilmeye başlandı. Tiyatronun yaygınlaştırılması
yolunda devlet eliyle sürdürülen çabalar sonucunda Devlet Tiyatroları,
Ankara,İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Trabzon ve Diyarbakır gibi
kentlerde perdelerini açarak ve turneler düzenleyerek Türkiye'nin
her yanında izleyiciye ulaşır hale geldi. Yetmiş yılı aşan tarihi
boyunca çeşitli iniş çıkışlar yapan İstanbul Şehir Tiyatroları da
çeşitli semtlerde beş sahneye sahip oldu. Türk tiyatrosunun gelişmesinde
her zaman önemli rol oynamış olan özel tiyatroların sayısında 1960'larda
büyük bir artış görüldü. Etkinliklerini 1960'lardan bu yana sürdüren
özel topluluklar arasında Kent Oyuncuları, Ankara Sanat Tiyatrosu,
Dormen Tiyatrosu ve Dostlar Tiyatrosu sayılabilir. Oyunculuk ve
sahneleme açısından Batı modelini izleyen ödenekli ve özel tiyatrolar
yanında, ortaoyunu ve tuluat tiyatrosunun oyunculuk tarzını sürdüren
özel topluluklar da oldu. 1970'lerin ortalarında pek çok özel tiyatro
kapandı, yeni açılanların bir bölümü de başarılı olamadı. 1980'lerin
ortalarından bu yana İstanbul'daki özel tiyatrolar yeniden bir canlanma
dönemine girdiler. Türk oyun yazarlığında Cumhuriyetin ilk 30 yılında ağırlık kazanan eleştirel gerçekçi yaklaşım etkisini günümüze değin sürdürdü. 1950'lerden çok partili döneme geçildiğinde devlet yönetimine ilişkin siyasal sorunlarda tiyatro sahnesinde gündeme getirildi. Aynı zamanda, toplumsal sorunları yansıtma aşamasından, bu sorunların kaynak ve nedenlerini irdeleme aşamasına geçildi. Bu dönemde Türk tiyatrosu yeni yazarlar kazandı. Aziz Nesin ve Haldun Taner bildik gerçekçi dram kalıplarını zorlayarak yeni biçim denemelerine giriştiler. 1960'lar Türk tiyatro edebiyatı içinde parlak bir dönem oldu. Siyasal, ekonomik, kültürel açılardan önemli bir bilinçlenme aşamasının yaşandığı bu dönemde tiyatro, işçi ve köylü kesiminin sorunlarına eğildi. Bir yandan, orta sınıftan ailelerin yaşadığı toplumsal ve ekonomik sorunları irdeleyen gerçekçi oyunlar yazılırken, köy ve gecekondu ortamı da yaşama ve giyinme biçimi ve dil özellikleriyle sahneye getirildi. Bu dönemin en yaygın türlerinden biri de konularını Osmanlı tarihinden,
halk kahramanlarının yaşamlarından ve mitolojiden alan, şiir diliyle
yazılmış oyunlardır. Güngör Dilmen, Orhan Asena, Turan Oflazoğlu,
Necati Cumalı bu doğrultuda yapıtlar verdiler. 1960'ların sonlarına
doğru siyasal içerikli belgesel oyunlarda yazılmaya başlandı. Sermet
Çağan'ın, Brecht'in epik tiyatro yöntemini doğrudan uyguladığı Ayak
Bacak Fabrikası (1964), bu dönemde toplumcu gerçekçi yaklaşımın
bir örneği oldu. 1970'lerde pek çok topluluk ağırlıkla politik tiyatro üstünde durdu. Bu dönemde sık sık yerli ve yabancı siyasal-belgesel oyunlar sahnelendi; bir yandan da gerçekçi köy oyunları, tarihsel oyunlar, geleneksel Türk tiyatrosunun özelliklerine dayalı müzikli oyunlar, kabare oyunları, epik oyunlar yazıldı. Ülkede yaşanan toplumsal siyasal çalkantılardan tiyatronun da olumsuz bir pay aldığı bu dönemin en başarılı oyunlar, geleneksel Türk tiyatrosunun anlatım biçimlerini kullanmayı sürdüren Turgut Özakman'ın aynı biçemi benimseyen Oktay Arayıcı'nın ve Asiye Nasıl Kurtulur? Oyunuyla üne, gene epik türde yazdığı toplumcu gerçekçi oyunlarla pekiştiren Vasıf Öngören'in ürünleridir. 1980'lerde ise oyun yazarlığı nicelik ve nitelik açısından bir durgunluk yaşadı. Bu dönemde Refik Erduran, Orhan Asena, Turan Oflazoğlu, Necati Cumalı, Melih Cevdet Anday, Turgut Özakman, Sabahattin Kudret Aksal, Recep Bilginer, Güngör Dilmen, Başar Sabuncu, Dinçer Sümer gibi 1950'lerden yada 1960'lardan bu yana oyun yazmayı sürdüren yazarlar dışında, 1970'lerde yazmaya başlayan Bilgesu Erenus ve Tuncer Cücenoğlu'nun, yapıtlarıyla 1980'lerde gündeme gelen Murathan Mungan, Ülkü Ayvaz, Ferhan Şensoy ve Mehmet Baydur gibi yeni yazarların oyunları sergilendi. |